Uludağ Notları

2

Geçtiğimiz haftalarda kış mevsiminin vazgeçilmez mekanı Uludağ’a gittik. Sabahın bir köründe uyanılıp çıkılan yolculuğu, gecenin bir köründe sonlandırıp ertesi gün koştur koştur işe gidince tahmin edeceğiniz üzere bütün haftayı bitik ve yitik bir şekilde geçirdik. Ama böyle yorucu tatilleri aradan biraz vakit geçtikten sonra hatırlayınca söylediğiniz tek şey: “ya süperdi, yine gidelim” oluyor. Sanki tatil dönüşü “ayy bittim, bir daha hayatta hafta sonu bu kadar yorucu bir tatile gitmem” laflarını söyleyen siz değilmişsiniz gibi.  Evet şimdi aradan baya bir vakit geçtikten sonra tatil fotoğraflarına bakınca aynen de bu cümleyi kuruyorum: süperdi, yine gidelim!

Gel gelelim Uludağ’a. Bu kış Uludağ tam anlamıyla kara teslim olmuştu. Bazı oteller tamamen karla kaplandığı gibi yalnızca kapısı gözüken oteller vardı. Çatıların sarkıtları her zamanki gibi ölüm tehlikesi saçıyordu.
1
fa
 Teleseyijle yukarı çıkıp, manzaraya daha hakim bir noktadan bu doğal şöleni seyredebiliyorsunuz. kşk kşfka
İlk günü ve ikinci günü Uludağ’da geçirdikten sonra biraz da Bursa’da gezelim, tarihi dokuyu hissedelim dedik. Uludağ’dan Bursa’ya inmek için önce Sarıalan denilen yere minübüsle gittik, sonra teleferiğin hareket saatini beklemeye başladık.
faf
Teleferik geldikten sonra kabinlere binerek dik yamaçlardan aşağı inmeye başladık. Uludağ-Bursa arası teleferik hattı aktarmalı olarak yapılıyor. Az evvel bahsettiğim gibi önce Sarıalan ‘dan teleferiğe binmeniz, sonra diğer hatta geçmek için Kadı Yayla ‘da inmeniz gerekiyor..
şş
Biraz korkutucu olsa da, şehre kuşbakışı bakmak harika bir duygu.
Bursaya indikten sonra ilk işimiz Koza Han’a gitmek oldu. Birbirinden güzel ipekleri görmek için resmen sabırsızlanıyorduk. Biliyorsunuz İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth bile Türkiye’ye geldiğinde Koza Han’a gitmiş, buradaki ipek şalları ve kumaşları hayranlıkla incelemişti.

kkk

Bizde hedefe varınca ayrı ayrı yerlere dağıldık. İpek şalların içinden seçim yapmak bir hayli zor gerçekten. Ve tabii yorucu.. Yorgunluğumuzu gidermek için Koza Han’ın orta avlusunda sahleplerimizi ve türk kahvelerimizi yudumladık.
şoşo
Ve tabii, Ulucami.
eıuıe
Bursa’lı arkadaşlarımız, saat kulemizi de görün öyle gidin dediler. Buradan şehrin manzarası daha bir ayrı, daha bir ihtişamlı duruyormuş. Tamam dedik saat kulesine çıktık.
ytey

 Son olarak burada bir çay içip ısındıktan sonra İstanbul’a dönüş yolcuğumuzu başlattık..

Peki seyahat notlarım neler ?
  • Kışın en az bir kere Uludağ havası almak gerektiği,
  • Uludağ’dan aşağı teleferikle dönmek gerektiği,
  • Bursa’da bir akşam arkadaşlarla Pirinç Han’a gidip nargile içmeden dönmemek gerektiği,
  • İskenderinden söz etmeyeceğim, o Allah’ın emri zaten.
  • Koza Han’da hakiki sütlü sahlebi muhakkak tatmak gerektiği.

 

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someoneShare on LinkedIn

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir