Muhafazakar Giyim ve Yaşam Fuarı

Bu hafta İstanbul Kongre Merkezi’nde Türkiye için önemli sayılabilecek bir etkinlik düzenlendi; Lifestyle Turkey – Muhafazakar Giyim ve Yaşam Fuarı. İsminden de anlaşılacağı gibi muhafazakar müşteri kitlesine sahip; mağazalar, kurumlar, mekanlar ve girişimcilere yönelik uluslararası bir buluşma platformu olması bakımından dikkat çeken bir etkinlikti. Zaman zaman iş sohbetlerimizde hep konuşuyorduk, yurtdışında bu tarz etkinlikler var, niçin Türkiye’de yok vs. diye. Hatta şuradaki yazımda, bu konuya ucundan değinmiştim. Bizim için yalnızca bir fikir olarak kalmıştı, şimdi SOFUAR ve TATEG işbirliği ile hayat bulmuş, ne güzel.

Evet bence bu geç kalınmış bir etkinlikti. Zira nüfusunun %99 ‘u müslüman olan bir ülkede yaşıyoruz (Tuik, 2014 verisi). Bu yüzde içerisinde, muhafazakar yaşam şeklini benimsemiş kitlenin sayısı da bir hayli fazla. Bu kitlenin ihtiyaçlarını karşılayacak, giyim ve yaşam konulu firmaları bir araya getirsek, liste bir hayli uzar. Ki, son 5 yılda sadece giyim alanında bile çok büyük gelişmeler kaydedildi. Pek çok yeni marka, firma ortaya çıktı. Sektörde hala da boşluklar var. Aynı şekilde otel ve konut projeleri de muhafazakarlar arasında bir hayli revaçta. Eğitim ve sağlık kurumları, organizasyon firmaları vs. İşte tüm bunları bir araya getirmek, daha büyük gelişmelere ve etkileşimlere de kapı açmak demek. Umarız böyle olur ve yapılan emeğin karşılığı alınmış olur.

Elbette fuarın artıları olduğu gibi, eleştirilecek yönleri de vardı. Bir kere katılımcılar.. Maalesef büyük giyim firmaları bu fuara katılma noktasında, biraz çekimse davranmışlar. “Yani önce siz bir yapın, birincisini görelim, sonra tutarsa biz de katılırız” mantığı ile yaklaşmışlar. Bu da, fuar firmasını sadece alanı doldurmak adına küçük ölçekli işletmelere yöneltmiş. İkinci olarak, yaşam alanında öne çıkan katılımcılar pek yoktu. Örneğin bir helal gıda ya da helal turizm firmasına rastlayamadım. Ya da sağlık ve eğitim kurumları yer almıyordu. Ağırlıklı olarak giyim firmaları vardı.

Fotoğraf: Trt Haber

Fotoğraf: Trt Haber

Bir diğer eksik konu, zamanlama. Özellikle küçük giyim firmaları için doğru bir zamanlama değildi. Mart başında yapılan bu etkinliğin, ürün alımını Şubat ortasında gerçekleştirmiş mağazacılara pek katkısı yoktu. Şöyle ki, büyük firmalar her sezon koleksiyonlarını Şubat başında bitirip, bu ay içerisinde tedarikçileri ile buluşturuyorlar. Bu nedenle fuara katılan ve koleksiyonlarını henüz tamamlamış küçük ölçekli bu tasarımcıların toptan ürün satışı yapmaları biraz sıkıntıya girmiş oluyor. Ürünü alan çoktan almış oluyor yani. Bu nedenle, bir sonraki fuarın Şubat başında yapılması daha mantıklı olacaktır. Yine de fuar, küçük firmaların marka bilinirliğini arttırması, kendini tanıtması ve katılımcılarla fikir birliği yapması adına önemliydi.

Fuarda hoşuma giden bir olaysa, blogger ve basın grubuna küçük deskler verilmesi. Bloggerların fuarı yakından gözlemlemesi, kendi takipçileri ile buluşup temas kurması, sosyal medyada tanıtım yapması bakımından akıllıca bir olay olmuş.

Sonuç olarak ise, muhafazakar yaşam pazarının dünyanın en hızlı gelişen tüketim pazarı olduğu ve Türkiye’nin muhafazakar giyim ve yaşam konusunda dünyadaki lider ülke olduğu düşünüldüğünde, bu etkinliğin nerdeyse bir elzem olduğu ortaya çıkıyor. İlk olmanın verdiği eksikler olsa da, ülkemiz için önemli bir gelişme olarak görüyorum. Umarım nicelerini görmek nasip olur.

Sevgiler,

Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Pin on PinterestEmail this to someoneShare on LinkedIn

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir