Perşembe, Haziran 21

beylikdüzü escort

Kuzguncuk’ta Gezilecek Yerler

0

Kuzguncuk ‘un yeri bende ayrıdır. Hem eski bir şehirci olarak, hem de bir zamanlar bu nevi şahsına münhasır boğaziçi köyü’nde yaşamış bir semt sakini olarak; her sokağına, her evine, her taşına hayranım adeta. Ne var ki, iş güç koşturmacası, hayat rutininin değişmesi derken, Anadolu yakasından Avrupa yakasına taşınmamla, bu harika semti ziyaret etmeyi bir süredir es geçiyordum.

Geçen hafta uzun zaman sonra ilk kez ayak basınca; gençlerin, kalabalık grupların ve bilhassa İstanbul’un bu özel noktasını tespite gelen gezginlerin, semte olan ilgisini yakından gözlemleme fırsatı buldum. Her köşe başında açılan yeni bir mekan da bu ilgiyi körüklüyor, adeta misafirlerini semte davet ediyor diyebilirim. Restoranlar, kafeler, hediyelik eşya alabileceğiniz yerler, el yapımı takılar bulabileceğiniz butik dükkanlar, kitapçılar vs..

Bu yeni nesil mekanlara geçmeden önce, Kuzguncuk’u keşfetmek için öyle 2-3 saat yetmez; koca bir günü ayırıp, her sokağını, her köşesini, her mekanını soluyarak dolaşmak gerektiğini hatırlatmak isterim. Mümkünse havanın güzel olduğu bir bahar günü gezilirse, bu semte olan hayranlığınız artacaktır.




Hem tarihi dokusu, hem bu dokunun uzun yıllarca korunması, hem de o meşhur mottosu “3 dinin buluştuğu yer” ile kendince bir marka olmayı başarmış, İstanbul’un nadir semtlerinden biri Kuzguncuk. Birbirinden güzel, cumbalı eski dönem evlerine bakarken, bir anda kendinizi o evde otururken ya da o sokakta yürürken hayal ediyorsunuz.Kuzguncuk’u gezmeye önce o meşhur bostanından başlayabilirsiniz. Bu bostanın Kuzguncuk ‘lular için önemi büyük. Zira yıllarca betonlaşma tehdidi ile karşı karşıya kaldıktan sonra, nihayet Kuzguncuk halkının isteği üzerine halka açık bir ekim alanı haline getirildi belediye tarafından. Burada parsellere ayrılan topraklarda, kira usulü ile kendi sebze ve meyvenizi yetiştirebiliyorsunuz. Tabi öncelik hakkı Kuzguncuk sakinlerinin.

Bostan’ı gezdikten sonra, Kuzguncuk’un diğer sembollerinden olan Beth Ya’akov Sinagogu, Ayios Yeorgios Rum Ortodoks Kilisesi ve biraz ilerideki Ayios Panteleimon Kilisesi’sini görebilirsiniz. Yine boğaza inen ana cadde üzerindeki Ermeni Kilisesi Surp Krikor Lusavoriç ile yan yana yer alan Kuzguncuk Camii de görülmesi gereken önemli ibadethanelerden. Bu yapıların en önemli özelliklerinden biri, farklı dinlere ait olmalarına rağmen, cemaatlerinin birbirlerine karşı gösterdiği hoşgörü ve samimiyeti yıllarca muhafaza etmesi. Bu sebeple de Kuzguncuk’u , üç ayrı dinin ve kültürün yaşayan bir sentezi olarak düşünebiliriz.



Gelelim mekanlara. Bence Kuzguncuk’un en sakin, en sessiz, en kendine yakışan mekanlarından biri Nail Kitabevi. Üst katta, içerisinde yüzlerce kitabın bulunduğu kütüphanesinde, arzu ettiğiniz konuya göre bir kitap seçebilir ve kahvenizi yudumlarken atmosferin tadını çıkarabilirsiniz. Daha çok kitap okumak ve daha çok hayal kurmak için İstanbul’daki en doğru mekanlardan biri.


Yine Kuzguncuk sokaklarında dolaşırken karşınıza çıkan, vintage ürünler bulabileceğiniz ve içerisine girince sizi 40-50 yıl öncesine götüren  harika bir eskici, Vertigo. Dönem kıyafetlerinden, eski oyuncaklara, antika takılardan, çanak çömleğe, çanta ve ayakkabılara, ev aksesuarlarına kadar  pek çok ikinci el ürün bulabilirsiniz. Sadece Kuzguncuk’u gezmekle kalmayıp, yıllar öncesinden hatıralarla bu mahalleyi daha çok solumak isterseniz Vertigo Eskici ‘ye mutlaka göz atmalısınız.



Kuzguncuk’ta son dönemde revaçta olan dükkanlardan biri de, doğal ürünler üzerine üretim ve satış yapan dükkanlar. Benim yeni keşfettiklerimden biri olan Home Made Aromaterapi ‘de, birbirinden farklı bitkisel kürler, doğal yağlar, sabun ve kokular, cilt tipinize göre yapılmış bakım ürünleri gibi farklı seçeneklere ulaşabilirsiniz. Vitrinlere göz gezdirirken dikkatimi çeken çilek sirkesi cilde çok faydalıymış. Hemen bir tane alıp denemek istedim. Memnun kalırsam, bundan sonraki uğrak yerim belli 🙂

En başta dediğim gibi Kuzguncuk’u 2-3 saatte gezmekle yetinmeyip, her sokağını keşfetmek, yokuşundan çıkıp muhteşem İstanbul manzarasını izlemek, yol üstündeki dalından koparılmış sebzeler satan, seyyar tezgahlardan tadımlık ürünler almak, tabanlarınız ağrıyana kadar gezmek isterseniz bütün gününüzü buraya ayırın derim.

O gün vaktim kısıtlı olduğu için, daha fazla mekan görmeyi; mesela hemen Çayırlı Sokak’ın başındaki Metet ‘de hayatımda yediğim o en lezzetli döneri fotoğraflamayı başaramadım 🙂 Ama bir dahakine, Kuzguncuk’a gidince neler yapacağımı çok iyi biliyorum..

Yeni bir keşif yazısında görüşmek üzere diyelim mi ? 🙂

Sevgiler!

Paylas.

Yorum Bırak